11 Ocak 2014 Cumartesi

Moda, Teknoloji, Angelina Jolie ve Brad Pitt


‘Arzu’ denilen şey dipsiz bir kuyu. Bu istediğim de olsun başka ihsan istemem yalanının ardı arkası yok.  Hatta satın aldığınız hiçbir eşya aslında istediğiniz eşya değil, ona sahip olduktan sonra isteyeceğiniz bir diğer eşyanın elçisi. İhtiyaç gidermek değilmiş amacımız; kimlik edinmekmiş meğer. Zaten öyle olmasa bana zaman zaman (tıp dışında ) lüzumsuz ve uzak gelen teknolojik gelişmeler kimsenin umurunda olmaz, sponsor da bulamazdı. Gelişmek kötü demiyorum da, diyorum ki; bu gelişmelerin imaj haline gelmesi az biraz ürkütüyor. Konuşmaya imkan sağlayan ve sms gönderebilen cep telefona burun kıvırıp, elinden her iş gelen, sizi alıp oyun ve internet dünyasına hapseden telefonların baş tacı edildiği bu gün, gelecek daha beter günlerin garantisi olsa gerek. Tıp ilerlesin de eğlence ve boşa vakit geçirmece teknolojisi yerinde dursun diyemeyiz sonuç itibariyle bilim kendi içinde her haliyle gelişiyor. Neyse, teknoloji dostları dostum kalsın da ben bu konunun ucunu arzuların insan ilişkilerine yaptığı post modern darbeye doğru sündüreyim.   

Atalar demiş ki armudun çöpüne üzümün sapına kusur bulan yapayalnız kalır ortalık yerde. Buna inat her geçen gün beğeniler yükseliyor, beklentiler artıyor, insanlar aradığını bulamamanın ızdırabı içinde kıvranıyor. Çünkü medyada ideal model olarak önümüze sunulan şeylerden etrafımızda yok! 
Çok güzel ve akıllı kızlar, çok yakışıklı ve zeki erkekler, harika kıyafetler, müthiş evler, hiç bozulmayan ahenkli saçlar, son model arabalar… Açıkça abartılıyorlar. Bütün bunlara sahip olmuş ama mutsuz ve kıskanç birileri tarafından elinizdekiyle yetinip mutlu olamayın diye sergileniyorlar. Ultra zengin dünya tasviri yapan dizilere bakın senaristler utanmasalar karakterlere anasınıfı çocukları gibi ‘baak benim son model arabam var senin var mııı’ dedirtecekler. Kızlar manken, erkekler önemli iş adamı olmayınca mekânlara alınmayacaklar neredeyse. 

Kadın&Erkek duyguları da nasibini almaz mı bu hengâmeden? Hem de nasıl alır. Aşık olunacak kadın mesela ‘damdan dama atlayıp savaşıyor, eve koşup makyajını yapıyor, topuklu ayakkabıları giyip iri dudakları ve kemik vücuduyla balonun en gözdesi oluyor.  Erkek modeli zaten başka bir âlem, filmlerde gördüğünüz baklava dilimi kaslara gündelik hayatta yalnızca erkeklerin çoraplarında rastlayabilirsiniz. Böylece efendim, kadınlar Angelina Jolie’ye, Erkekler Brad Pitt’e düşman kesiliyor.

Vel hâsıl-ı arzularımıza patron benim demedikçe,

Hep daha fazlasını ve gerek duymadığımız şeyleri istemeye devam ettikçe,
İnsanların farklı yanlarını görerek onları güzel bulabilme,  sevebilme ve yetinme erdemini kazanamadığımız sürece işimiz zor. 


 ( Bu yazı 4-5 sene evvel kaleme alınmıştı o sebeple medyadan verdiğim örnekler eski gelebilir ama olsun bir vakitler en ünlü onlardı. Bu arada Rahmetli ve değerli hocamız Ünsal Oskay'dan öğrendiklerim havalara uçmamış ne mutlu bana:)  )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder