11 Ocak 2014 Cumartesi

Az Bilmenin Muhteşem Rahatlığı

İçinde bulunduğun atmosfere sığmamak gibi kötü bir şey yok. Her şeyi bildiğini, her sırra vakıf olduğunu zannetme cühelalığının ötesine bir adım daha atsan bir rahat nefes alacaksın. Ama bildiğim bütün tıkanmalar az bilmek ile çok bilmek arasında gerçekleşiyor. Hani insan az bilirken cesaretinin gözü kördür ya; söyler de söyler, sesi de yüksektir o zamanlar ancak bilgisi artmaya başladıkça bir suskunluk, çekingenlik bürür. Şüphe başlar, pencere çoğaldıkça ışığın nerden geldiğini anlamanın zorlaşması gibi akla gelen her fikrin bir anti tezi, bir acabası, bir şüphesi de beraberinde hediye edilir. Sonra içinden çıkamazsın. 

Yani; ya az bileceksin, engebesiz yolu yürürken tek derdin attığın adımları saymak olacak. Ya da gerçekten bileceksin ki her attığın adımın bir adı olacak tasavvur dünyasında. 
İnsan sarrafı olmayanların keyfi yerinde; oysa insanı ilk bakışta çözebilenler tedirgin, başına geleceklerin farkında ve farkında olmaktan daha acısı yok. Bilirsin ki zararı büyük olacaktır bu insanın ama güvenme, sevme, sevilme, güzel vakit geçirme ihtiyacı gözünü karartır.  
Beden dili okuyamayanlar şanslı; karşısındakinin hal ve hareketlerine göre incelik ve nezaket düşünmek zorunda değiller, sıkıldı konu değiştireyim, bir derdi var derman olayım çabası içinde de değiller.          
Anne baba olmanın felsefesini bilmeyen anne babalar da pek rahat; mahalle usulü yetiştirilmiş çocuğun diğerlerinden farkı yok onlara göre. Doğuyor, büyüyor, evleniyor, torun sahibi ediyor..daha ne olsun. 
Arkadaşlığın değerini bilmeyenler sadece menfaat söz konusu olduğunda arayacak kadar düpedüzdür, mantıklıdır, duygu içermez. Kendileri de başkalarından yana hal hatır sorulma beklentisine girmez. Düşünüp aramanız ne ifade ediyorsa, aramamanız da aynıdır. Kaybetmekten korkmazsınız 
Müzikten, resimden ve sanattan anlamayanlar yeryüzünün melodisini, tuvallerini ve estetik güzelliklerini görmezler. Denize bakan bir yamacın ucunda oksijen sarhoşu olmayı da özlemezler. Beton duvarlar arasında yaşayıp hava almak için markete gidip gelmek çok dert olmaz böylece. Yetinmeyi bilmek onlara doğarken verilmiştir. 

Çocuk olmayı bilmiyorsan oyuncağının olmaması canını acıtmaz,
Sevgili olmayı bilmiyorsan sevilmediğini duyduğunda sinir harbi yaşamazsın,
Hiç bisiklete binmemişsen uçuk hayallerinin içinde bisikletle Türkiye turu olmaz,
Ne kadar az yaşarsan, o kadar az istersin. Ne kadar az şey bilirsen o kadar mutlu olursun. Rahatlığı paha biçilmezdir. Ama üzüntün gibi keyfinde çok azdır, vaat edilenden çok azını yaşarsın.  Ya gerçekten bilmeye kalkışmayıp merdiven altında oturacaksın, ya da öğrenmeye başlayıp bütün o bahsedilen kaygıları her basamakta artan bir şiddetle yaşayacaksın.

Tepenin başındaki kutsal ferahlık her bilginin ötesinde. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder