11 Ocak 2014 Cumartesi

Hayat Dediğiniz Kısa Bir Battaniye!

Çocukluktan sıyrılarak mutluluk ve üzüntülerin aynı teraziden geçtiğini gören insanların, Hayatı bir şeylere benzetme çabaları içinde kendine sıkıca bir yer bulacağına inandığım bir benzetmedir bu.Pek edebi olduğunu söyleyemeyiz doğrusu, daha çok psikolojik bir çağrışım; çünkü edebiyat süslemeyi seviyor, psikoloji nokta atışlar yapmayı, basit bir tasvirle ruhunuza işlemeyi. Boyunuza kısa gelen bir battaniye nasıl bir his verir? Sırtına doğru çeksen ayakların üşür, ayaklarını kapatmak istesen sırtın. Üstelik başka bir alternatifinde yok çünkü hayat sadece bir tane. Ne hava daha da soğuduğunda kullanabileceğin bir yedek, ne de var olanın eksiklerini tolere edecek bir ikincisi mevcut.  Bu hayatı sevmedim diğerini alayım diyemezsin. Bu hayat benim beklentilerimi karşılamıyor rahat ve huzurlu değilim gibi şikayetler yetkili mecranın dikkatini çekmeyecektir. Neden mi çünkü yalnız değilsin. Olay gayet adil. Zengin ya da fakir ayrımı olmaksızın her birimizin ayrı ayrı birer tane kısa battaniyesi var; altında sağa sola dönerek, falsolar yaparak, riskler alarak bazen mutluluk tadıp bazen hüzün yudumlayarak zamanı geçirmeye çalışıyoruz. Her zaman eksik kalan bir şeyler oluyor, arzuların şımarıklığından mıdır bilmem ama ben tamamlandım diyen birini görmedim henüz. Mecazi olarak yaz mevsimi de öyle kolay kolay gelmiyor ki insanın hayatına;  atıp battaniyeyi bir kenara rahatça uzanasın. Bir yılın 4 te 1’ini geçtim yaklaşık 60 yıllık bir ömrün 40 ta 1’i safi mutlulukla geçiyorsa ne ala. Azcık yaz mevsiminin diz boyu kışı, biraz içten gülümsemenin kucak kucak hüznü var. Hayatta attığımız bütün adımlar daha ulvi bir saadete ulaşma ümidinden besleniyor, gelin görün ki hayat çoğunlukla bizim istediğimizi değil, kendi istediğini vermek gibi bir bencillik içinde. Mutlu anların toplamı hüzün, acı ve kedere oranla öyle az ki mutluluk veren hep hatırlanıyor. Akın eden süvarilerin özentisi olumsuzluklar ise bir gün “artık önemsememe” durumuna mahkum oluyor. Böylece, yıllar geçtikçe boyu uzayan ama doğarken getirdiği küçük battaniyesi hep aynı kalan insan bir şey öğreniyor üşümemek için. İnsan, “illaki bir tarafın açıkta kalacak seç bakalım!” diyen hayatın altında sıcak bir huzur bulabilmek için ayaklarını karnına doğru çekiyor, üşümemek, yıpranmamak için büzülüyor…Buna elinde olanla yetinmek deniyor. Kendine uyduramadığın şartlara kendini uydurmak. Tecrübelerim elverdiğince gözlemlediğim o ki, mutluluğu eksik olmayan insanların yaptıkları tamamen bundan ibaret. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder